AZ | RU | EN     
Ana səhifə Həyatı Əsərləri Məqalələr Fotoqalereya
..
Məqalələr - "Şarkta petrol ve kan" unvanlı eserin müellifi kimdir?

"Odlar Yurdu" 1930 il, 2 mart

"Şarkta petrol ve kan" unvanlı eserin müellifi kimdir?

Mecmuamızın Matbuat ve kitabiyat kısmında tafsilatile görüleceyi veçhile ahiren Almanyada "Şarkta petrol ve kan" ünvanile bir kitap intişar etmişdir. Bu mekale anası yahudi iken huviyetini Mehmet Esat bey ismi altında gizleyen müellifin mezkur eseri münasibetile Azerbaycanlı Hilal Münşi tarafından yazılmış ve "Berliner Tribun" gazetesinin 8 şubat nushasında derc edilmişdir.

Tam dokuz sene bundan evvelisi idi. Berlinde 1921 senesinde yaşadığım "Eden" hotelinde tanımadığım bir zat bir gün bana geldi. Takriben 40 yaşlarında orta boylu, hastalıklı bu zatın refaketinde ufak bir çocuk bulunuyordu. Abraham Nussimbaum isimli bu zat derhal "Leo" namını taşıyan bu oğlunu bana ayrıca taktim etti. Bu ziyaretten maksat, bbabanın 14 yaşındakı oğluna vasıtamla Azerbaycan hükümetinden tahsil için para temin etmek idi.

Nussimbaum ise kendisini rusya yahudilerinden olduğunu ve vaktile Kiyefde vuku bulan meşhur yahudi kıtahından sonra Azerbaycana hicret ettiğini ve o andan itibaren Bakıda yaşadığını, bana izah etti. Bundan dolayı da kendisini bir Azerbaycanlı adeden bu zat şimdi nezdimde oğlu için teşebbüsde bulunmakta idi.

İhtimal üzerimde daha fazla etmek maksadile bu adamcağız kendi acı vaziyetini anlatmaya başladı ve müracaatta bulunduğu bilumun rus muhacir komitelerinin de her bir muavenet hususunda nasıl retti cevap verdiklerini söyledi. Hatta Berlin yahudi teavun cemiyeti bile bunun acı vaziyetine lakayt kalmış. Nihayet kendi acıklı vaziyetini Azerbaycanlılara açmaya karar vermiş ki hiç olmazsa belki bu vasitaile ufak çocuğunun tahsil masarifini temin edebilsin. Şayanı dikkattır ki mükalelemiz esnasındabu zatın değil Azerbaycanlı, bilakis Gürcüstan tabasından olduğu anlaşıldı. Söylediğine göre benden daha evvel buradakı Gürcü kolonisine müracaat etmiş ve rededildikden sonra yalnız taliini nezdimde tecrübeye karar vermişdir.

Çocuğile beraber bu zatın bütün hikayesi üzerimde pek fantastik olduğu tesirini bırakır. Bugüne kadar ne ben ve nede Berlinde yaşayan Azeri kolonisine mensup diger arkadaşlarımız hayatında Nussimbaum nam bir "vatandaş"a tesadüf etmiş ve nede görmüştür. Müsahebemizde kendisini daima Azerbaycanlı gösteren bu yeni "keşf edilmiş Azerbaycanlı" nedense 1920 senesindenberi mevcut olup 150 azaya malik koloni içtimaımızda bir defa olsun bile iştirak etmemiştir.

Bilhassa şayanı dikkat ve nazari dikkatı çalıp bu zatın bana gelmezden evvelki intihap ettiği "seyahet yolu" idi. İlk önce muhacir rus kolonisinden başlayarak öte beride bazı tavekküfler yapdıktan sonra, neticede bize gelmişti. Halbuki aslı itibariyle hakiki Azerbaycanlı olan bir zat hiç bir vakıt bize düşman olan Rus teşkilatına mensup olmaz ve buna ihtimal bile verilemezdi. Bu taktirde bu olsa olsa bir "komediden" başka bir şey değildi.

Gerek Nussimbaumin kendisinin ve gerekse oğlunun taşıdıkları gürcü pasaportu meselesi hakeza oldukca şüphelidir. Hele mükalememizin nihayetine doğru, Abraham Nussimbaumin yarım şaka tarzında oğlunun "hakiki Azerbaycanli" olması için islamiyeti kabula amade olduğunu, söylemesi fevkelade hayret ve asebiyyetimi mücip oldu. Neticede bu iki zat hakkında edindiğin fikir pek karışık ve şüpheli idi. Nussimbaumin bu görüşmüsinden ve izahatından, bir şey anlamak imkan haricindeidi. Kiyef yahudu kıtalı, gürcü pasaportu meselesi Azeri tabasi, rus muhacir komiteleri, islamiyyeti derhal kabula amada olmaları, bunların hepsi Nussimbaumın söylediklerine inanmak için pek şüpheli gözükiyordu. Bundan dolayı de bu baba ve oğula, Azerbaycan hükümeti yardımından vaz geçmelerini açıktan açığa söyledim.

Bu ilk görüşden dokuz sene geçmişdi. Berlin Azerbaycan kolonisi bu müddet zarfında Nussimbaum namlı bir azerbaycanlıyı tanımamışdır. Lakin bir gün ben tesadüfen, vaktile kendisine Azerbaycan Cumhuriyyeti yardımını temin edeceğim ve mukabilinde babası tarafından ihtida etdirilecek olan genc Nussimbauma, Berlinin Fazanen sokağındakı Aleksander fon Humbolt cemiyetine tesadüf ettim. Artık, Leo böyümüş daha sağlam vücutlu idi. Tedricen Aleksander fon Humbolt cemiyetine mensup ecnebilerle görüşmeye başlamıştı. Beni görür görmez güler çehresile karşıma çıktı ve derhal son dokuz seneye ait tercümeyi halını söylemeye başladı.

Berlin darülfünunundaki tahsilinin iyi neticeler vermediğinden şikayet etti, fakat buna mukabil maddi vaziyetinin iyileşdiğini ve artık para kazana bildiğini beşus çehresile bildirdi. Sonra Berlin sanayi cemiyetlerinin birisinde çalışdığını ve ayrıca muhtelif alaman gazetelerinde ufak hikayeler ve noveller yazdığını başdannihayetine kadar anlattı. "Ben kendi mekalelerimi Eset bay namı tahtında yazıyorum, zira çalışdığım sağ cinah gazeteleri Leo Nussimbaum imzalı mekalelerimi derc etmekden imtina ederler" diyordu. Bundan maada Alaman kulağına Eset bey ismi daha fazla tesir bırakabilirmiş.

Berlin darülfünunundaki tahsiline geldikte Nussimbaum üç fakülte nezdinde teşebbüsde bulunmuş isede fakat muhtalif sebeplerden dolayı hepsinden red cevabı almıştır. Hatta darülfünunin türkiyat sahesindetahsiline devam etmeğe bile çalışdığını istihzaile söyledi. Lakin türk lasanına laikile aşına olmadığından isimlerini teadat ettiği bazı müderris müstaşrikler tarafından retedildiğini söyledi.

Müruru zemanla Herr Nussimbaum "Eset bey" namile gazeteciliğe başlayor ve belli başlı naşirlerlede temas tamin etmeğe muvaffak oluyordu. Artık tarakki etmeye yüz tutuyor ve eskisi gibi yalnız "hikaye" ve "noveller" yazmakla iktifa etmiyup, kendi "Memuarlarını" doğrultmaya kalkışıyordu.

Bu sefer Berlin ve Leipzig şehirlerinde şöbelere malik meşhur "Deutsche Verlagsanstalt" Nussimbauma yardımçı elini uzatıyor, ve 300 sahifeden ibaret eserini "Şarkta petrol ve kan" gibi mutantan bir ünvan tahtinda neşr ediyor. Leo Nussimbaum ismi de alman zevkini iyice okşamak için "Eset bey"e münkalip oluyor. İşi daha fazla sağlamlaşdırmak ve mühteviyyatını hakikata yakın bir şekile sokmak için şarmant "Şarkta petrol ve kan" memuarının muallifi "Eset bey" ismini takmakla iktifa etmiyor ve ayrıca kendisine "Mohamed Eset bey" unvanını vermeyi daha muvafık ve mantıkı buluyor. Eserinde Eset bey? Kendisini bir tarafdan Bakwlu bir islam feodalının ve petrol kuyuları sahibinin oğlu, diger tarafdan şayanı hayret bir surette bolşevik hapishanesinden firar eden bir rus kadını vasfında tasvir ediyor. Ayni zamanda, müellif esere göre Azerbaycan ve Gürcustan hükumet ricallarının dostu, Buhara Emirinin ve maliye nazırının akrabası, ve rus gürcu asilzadelerinin dostu imiş. Bununla da iktifa etmeyen müellif nihayet kendisine şarkın yılmak bilmeyen şakılarının, 1905 senesi sabık rusya hükümetinin Bakü valisinin arkadaşı, komünist fırkası kidamli azası, aynı zamanda bolşevikler aleyhine 1920 senesinde isyan çıkaranların roini, daha ileri vararak Şarkın, Türkiyanın, Gürcistanın, Buharanın ve Türkistanın ictimai, siyasi, etnografisini, derinden bilen müdakkik süsünü veriyor. O bu memleketlerin hepsinde büyük bir servete malikmiş ve kendi itirafatına nazaren her yerde akrabası da varmış.

Esere göre Leo Nussimbaum hepsinin ince noktalarına varıncaya kadar beş şark lisanına vakıf imiş. Onu bu lisanlara aşınalığı bu memleketlerin adat, enanat felsefe edebiyatına vakif olduğu kadar derin ve kuvvetli imiş. Ekseriyyetle Kafkasya dahilinde cereyan eden mühim hadisatı siyasiyenin başlıca amili de o imiş. O yalnız son on beş sene zarfındaki hadisatı bilmek ve tanımakla kalmıyor, aynı zamanda bu hadiselerde rölleri olmuş mühim rical ve simalerle de temasda bulunmuştur.

"Her" babası da tabiatile eski Abraham Nussimbaum gibi kalmamıştır. Oğlu Eset bey (Nussimbaum) tercemei halinde babasını bazen Azerbaycanın medeni ve en ileri gelenlerinden, bazen ise meşhur feodal ve petrol kuyularına malik sahibi servet bir vasfında göstremiştir. Diger taraftan aynı eserde baba kariine avrupakarı harem ve harem ağalarına malik, zi nüfus, asilzade ve aynı zamanda katil tipinde taktim edilmektedir. Daha ileri vararak Eset bey, babasını, bazen başeriyyet ve insaniyette namına halk müdafaacısı (hakim Soloman) ve bazen de amele kanını soran zalim feodal meziyetine sahip bir şahs olarak tasvir etmekdedir. Hakikaten bu "bahtiyar" baba oğlunun bu mahirane himetinden pek mağrur olabilir, zira ufak Leo babasını tam 12 sene bundan evvelki rolunda "nazikane" tasfir etmiştir. O devirdeki vaziyet eserde bu şekilde tersim edilmiştir.

"Türkistanın orta vahalarında mağrur babamın çıplak omuzlarında bedevilerin kıskanclığını tevlit eden beytler söyler, eğlenir ve dans ederdim...".

Şayet ben dokuz sene evelisi bu eserin müellifini ve onun babasını görmemeiş ve tanımamış olsaidim ve bu iki kahramanın resmen polis tarafından tesbit edilen tabiiyet, din ve yaşlarına vakıf olmamış olsaydım, şöphesiz Eset beyi 40 ile 50 yaş arasında bir zat telekki eylerdim. Eserin münderecatı müellifin genc olduğunu gösteremezdiş Hakikatta ise bugün bu yalançı fantazyor 25 yaşına bile erişmemiştir. 20 oktobr 1905 senesinde Kiyefde doğan Eset bey (Nussimbaum) hangi bir vasitaile olursa olsun eline bir resmi Gürcü pasaportu geçirerek 1921 senesinde babasile beraber Berline gelmiş, ve burada Leo Nussimbaum ismile polis tarafından talebe olarak kayt edilmiştir.

Şimdi bu adamcağaz sahifalar dolduran büyük memuarını yazmıştır. "Deutsche Verlagsanstalt Stittgart, Berlin, Leipzig" matbaası yardımiyle neşr edilen bu eserde Azeriler, Gürciler, Ermeniler ve "vahşi hörsız" kafkasya yahudileri ile beraber Türkiyalılar, İngilizler, Türkistanlılar, İran türkleri ve ruslar bütün avrupalı kariinin gözünde oldukça alçakca bir surette tahkir edilmektedir. Bu edebiyat "mistifikatoru" hatta kendi hasta fantazisini hayasızlık derecesine kadar vardırmıştır. Bugün muellifin iltica ettiği ve kendisine misafirlik ağuşunu açan almanlar dahi, yanlış bir böhtane kurban edilmektedir. Haylaz müellif alamanları ermeni kıstalinde zimedhal göstermekle bütün beşeriyete karşı alamanya diskredite edilmiş bir vaziyyete kalmıştır.

Ben şimdi bütün çihan huzurunda resmen yüzümü bu eseri neşreden bu alaman matbaasına çevirerek sorarım: Acaba alaman ordusu ve ya alaman erkanıharbiyesi muharebe esnasında Azerbaycanda bulunmuşmu? Gerek kendi memleketini ve gerekse Türk milletini tahkir eden bu eseri neden neşretmiştir? Hatta bugün bile Versay müahedesi mucibince resmen Almanya muharebe mesuliyetinden çıkmamıştır. Maateesüf sabık muharebe alehdarlarının "cesed hakkındakı hikayeleri" ve Alamanların muharebe esnasında gösterdikleri vahşet hakkında "lejandlar" henüz beşeriyet efkarında menkuştur. Bu günkü alamanya bu aöır ittihamları ve bühtanları her ne bahasına olursa olsun kendi üzerinden atmakla meşğuldur. Daha on sene evvelisine kadar muharebe aleyhdarları Türkiye ve Alamanyayı kital te vahşetle ittiham etmekle devam ediyorlardı. Bu ağır haksızlığı atmak ve saf milleltlerinin halis ve pak ahlaklarını meydana koymak için alaman ve türk milleti pek çok emekler sarf etmek mecburiyyetinde kalmışlardı.

İşte tam bu sırada Eset bey beşeriyette şayanı hayret yeni bir hadiyyesini hazırlayordu. Bu yeni hadiyyesinde muellif alaman ve türk arkanıharbiyesinin memleketin anane ve kanununa riayet etmek hususunda cemilekarare bir karar aldığını mağrurane izah etmekdedir. Bu anane, 1918 senesinde vaki olan Bakü şehri işgali esnasında ancak 13 yaşına erişebilen bu yalançı müellife göre Bakuyu yağmadan ibaret imiş. Bakunun işğalı meselesine gelince muellif bunun merkezi Gürcüstanda olan alaman generallarının Kress Von Kressenstein askeri planı üzerine tertip edildiğini söylemektedir. "Eset bey" haklıdır, zira para kazanmak için Bakuyu Kress Von Kressenstein tarafından istila ettirmeli, ve muellifin hatiresi ve menfaatı için de alaman erkanıharbiyesi hesabına Bakuyu üç gün yağma ettirmelidi.

İşte Eset beyin kuvvetli mantıkı. Bir mantık ki, canlı memuarın her bir sahifesinde ve her bir bahsında daima yekdigerini cerh edici ünsürlerle doludır.

Bazen ise Eset bey oldukca adil olmak istiyor. Bu adaleti büyük ihtimalla "hakim Solomon olan" babasından almıştır. Hatta Eset bey babasını "adil Solomon"la kiyas etmekten kendisini alamamıştır. Bu ise Abraham Nussimbaumın bir rus hırsızını öldürmek istemesinden istihrac edilebilinmektedir. Lakin edebi bir satra altında bu hakikat gizletilmiş ve bu şerefli vazife Abrahamın dostu İbrahim nam bir zate tahvil edilmiştir. Aslı itibarile hırsız olan bu İbrahim muallifin en iyi dostlarından birisi imiş, ve daima ona kiymettar tevsiyelerde bulunurmuş. Her halde genc oğlu, babası kadar da akıllı imiş. Bir tarafdan Alman ve Türk erkanı harbiyyesini Bakü ermeni kitalı ile ittiham eden muallif diger tarafdan da Bakuya alman ve Türk askerinin girmesinden beş ay evvel ermenilerin nasıl vahşıcesine masum Azeri çocuklarını, gebe kadınlarını ve ihtiyarlarını 30 000 den ibaret bir Azeri kitlesini katl ettiklerini etmektedir. Bu kabil mantıksızlık eserin her bir yerinde hakimdir. Hele ben muallifin mantıksızlığından daha fazla esere ilave edilen maşhur alman romançılarından Dr. Werner Schendelin gülünc mukaddimesine şaşmaktayım. Bakü petrol kuyuları sahibinin oğlu ermenilerle o kadar da alakedar değildir. Zira muallifin verdiği malumata göre ermeni "Daşnak" fırkasına mensup bir ermeni çetesi babasından 150 000 rubla para istemişmiş. Zavallı Eset bey bu ermenileri nasıl af edebilir.

Alman ve Türk erkanıharbiyyesine savrılan buhtanlara benzer diger bir çok saçma sapan lejandlara eserin her bir sahifesinde temas etmek imkanı vardır.

Mesela Eset bey, eserine göre, bir çok şark memleketlerinde bulunmuş imiş. Bu memleketlerin hepsi eserde inanılmayacak ağır ve çirkin ittihamlarla tersim edilmiştir. Galiba muallif muayyen bir okucu muhitini suiistimal etmek için elinden gelen habasetleri bir çok memleketler hesabına sarf etmekden çekinmemiştir. O kendi yalanlarını birer hakikat olarak satmak için, hatta babasını şahit sifatile her yerde iştirak ettirmektedir.

Sensatsion bir şekilde İran, gulamperesteler memleketi, tenbel dervişler ve harem ağaları mevası, 10 yaşlı kadın fahişeler ocağı, sadist hanlar ve feodallar diyarı olarak tasfir edilmiştir. Aynı zamanda RİZA ŞAH PAHLEVİ reis ve "DEMİR KOMİTESİ" rehberi olarak taktim edilmiştir. Bu ise kastı istihtaf etmektedir: Bu komite güya 1918 senesinde hırsızlardan birisinin kesilmiş başını Abraham Nussimbauma göndermiş imiş. Hakikatta ise Enzeliden ireli vardıkları hiç olmamıştır.

Meşhur Gürcistan kahramanesi "her bir Gürcünün onunla bir yatakta vakit geçirmeye hakkı olan" bir fahişe ve alçak bir kadın vasfında gösterilmiştir. Bu kahramaneyi daha fazla küçültmek için katil olduğuna da bu eserde tesadüf etmekteyiz. Gürcü kadınına ise Eset beye göre, Marokkadan başlayarak ta Çine kadar her bir harem dairesinde tesadüf edilmekte imiş; Baküda dini merasimler esnasında kadınların çıplak omuzlarını öpmek, gulam perestlik sayesinde Ankara şehri civarında ki yezit sektininartması, ARS AMANDİ adetinin Türkistan kızları arasında intişarı, "vahşi" Dağıstan yahudileri arasında kan intişarının bütün şiddetle hakimiyyeti 1918 senesinde Baküyu işğal eden İngiliz zabitlerinin ahlaksızcasına avantürleri eserin mevzusunu teşkil etmektedir.

Tarihi mahiyyeti yeni keşifleri de "Eset bey" eserinde unutmamıştır. Mesela bin sene bundan daha evvel Bakü Çingiz han tarafından işğal edilmiş imiş. Halbuki bu ahmak muellif Çingiz hanın 1227 senesinde vefat ettiğini bile bilmemiştir. Daha şayanı dikkat orasıdır ki halife Harun-el-Reşidde Çingiz handan daha evvel Baküyu işğal etmiş. Nasıl vaktile kief yahudularından Nussimbaum saim "Eset beye" tahavvül etmişse, tıbkı aynı tarzda muallif "Pars Zindavesta muallifinden" ansızın Azerbaycan Zaraostra sına munkalip olmuştur.

Meşhur din müessisleri Muhammet, İsa, Musa Eset beyin eserinde kendilerine yeni bir refik bulmuşlar. Buda "Yezidiler" mezhebi şeyhi Şeyh Adli nam bir zat imiş. Hatta bu yeni din hakkında malumat verilmiştir. Muellife göre bu din salikleri Ankara civarinda yaşar ve gulamperestlik sayesinde artarlarmış.

İşte bu alçak eser alman matbaası tarafından neşredilmekle, tevlit edilen bilumum mesuliyyeti uhdesine almıştır. Hele mukaddime yazan romançı Dr. Wernerin şark hayatına nispi bir derecede aşına olmaması hayretimizi mucip olmaktadır. Eger vakif olsaydı hiç şüphesiz böyle yalançı esere mukaddime yazmamş olurdu.

Evet Almanyada bir çok memleketlerden hicret etmiş bir çok mühacir bulunmaktadır. Bunların hepsi maettessüf pek acı bir ihtiyaç içerisindedir. Bazıları hırsızlık, kalpazanlık, katillik sayesinde imrarı hayat etmektedirler. Bu kabilden olarak Herr Nussimbaum da bütün ahlaksızlığını meydana koymaya muvaffak olmuştur.Hamisi Alman matbaasıdır.

Eser meydandadır. Alman matbaası kendimemleketine hiç bir güzel de hizmet göstermemiştir.Fakatbuna mukabil "Temps" gazetesinin sevincli teessüfünü izharetmeye yardım etmiştir. "Temps" gazetesi açıktan açığa Kafkasyadakı Alman ordusu vahşetini bir Azerbaycanlı şahs görmüş ve hiss etmiştir: ve Almanyada bu hakikat bu gün ("Şarkta petrol ve kan" ünvanlı) eserde tasvir edilmiştir, demektedir.

Burada kayt edeyim ki, hiç birvakit Kafkasya Azerbaycanı "Eset bey Nussimbaum" unvanlı bir vatandaşa malik olmamıştır. Bu zat eserinde Azerbaycan Türk lehçesinden bahs ettiği halde hiç bir vakit Türkçe konuşmamıştır. Onun vakıf olduğu yegane lisan evvelce Rusça ve şimdi de Almanca olmuştur.

Hilal Münşi.



Protesto Sesleri

Ahiren Almanyada intişar eden mahut "Şarkta petrol ve kan" ünvanlı kitaba ve Eset bey namı altında hüviyyetini gizliyen yahudi müellifine karşı Berlinde Azerbaycan Gürcü, Türkistanlı ve İraniler tarafından yapılan protestoyu ve Berlin İslam enstitüsü tarafından verilen izahatı aynen derç ediyoruz. Mezkir protesto ve izahat "Berliner Tribun" gazetesinde dahi intişar etmiştir.

Protesto.

Biz aşağıda vaziülimza, muhterem matbaanız tarafından mezkür menin neşrini lütfen reca eyleriz.

Yakınlarda Ştutgart, Berlin ve Laypzikte bulunan, "Almanya matbaacılığı" tarafından "Şarkta petrol ve kan" gibi acayıp unvanlı, oldukça büyük bir eser neşredilmiştir.

Muellifin lakabi "Muhammet Eset bey"dir. Mumiileyh kendisini İslam, Azerbaycanlı, petrol kuyuları sahibi, feodal ve saire olarak tesmiye etmektedir. Gerek müellifin kendisi hakkında ve gerekse Almanların Kafkasyadaki vahşetleri hakkındaki verdiği malimat Dr. Werner Schendel tarafından esere ilave edilen bir mukaddime ile tastik edilimiştir.

Bu "memuar" mahiyetindeki eserin bütün muhteviyatı şerefsiz bir şekilde şarka karşı müteveccih olup, şark milletlerinin adet, ananat, medeniyyet, milli ahlak telakkilerini ve hatta dini merasimlerini ahlaksızca tahkir ve telvis etmektir.

Biz bütün beşeriyyete ilan ediyoruz ki, "Eset bey"in bu şekiledeki tasfiri hakikattan pek uzaktır. Zira mezkur eser bühtan ve memleketimizi, milletimizi tahkirdan başka bir şey değildir.

Biz bu "bulevard pamfleti"ni ve onun naşırını şiddetle protesto eyleriz.

Bu bir maksatla yazılan eser, yalnız Şarka karşı müteveccih olmakla kalmıyor, onunhaliki hatta Almanlara karşı eşidilmemiş buhtanlar etfetmektedir, "Eset bey"e göre Kress von Kressenstein tahti riyasetindeki Alman Kafkas ordusu (Eylul, 1918) senesinde 60 000 kişinin katlini hazırlamış ve idare etmiştir. Hakikatta ise Alman ordusu hiç bir vakit bu sahada bulunmamıştır. İşbu eşidilmemiş bu yalan hikayeye karşı Alman binbaşılarından E.Parquin vaktile "Munchener Neuesten Nachrichten", "Hamburger Nachrichten" ve "Berliner Börsencourier" gibi gazeteler de kendi protesto sesini yükseltmiştir.

"Şarkta petrol ve kan" unvanlı bu eserin, nekadar yalandan ibaret olduğunu göstermek için, değil eserdeki yalan tasfirlere, hatta müellifin kendisi hakkında verdiği malümata müracaat etmek kafidir. Müellif bir defa şarklı değildir, ve "Eset bey" ismini taşımamaktadır. Onun hakiki ismi Alman zabitesine de verdiği doğru malümata göre 28 Oktober 1905 senesinde doğmuş olan Leo Nussimbaum dır.

Hürmetlerimizle:

Azeriler namına: Cevat bey Veziri, Hilal Münşi (Berlin Azerbaycan kolonisi reisi), Zahit Efendi

Gürcüler namına: Dr. Achıneteli (Sabık Gürcüstan Almanya sefiri)

< < Geri

..



      

2016 © Yusif Vəzir Çəmənzəminli